29 Temmuz 2010 Perşembe

gerçekler ve hakikatler*

bazen diyorum ki kendime, "ah be inci, el attığın bir şeyden de mükemmele çok yakın sonuçlar alma be kızım!" cüccük yapıp çekiştirmekten kulaklarım sarktı, tahtaya tıngırdatmaktan parmak eklemlerim aşındı, yine de bir yerime nazar değecek diye uykularım kaçıyor. bu kadarla kalsa iyi. uyku kaçınca aklıma işlerim geliyor, fikir üretmeye başlıyorum. onlar da nasıl muhteşem, nasıl orijinal, nasıl ödüllük... hemen not alıyorum, ertesi gün toplantılardan toplantı beğenip anlatıyorum cümle aleme. onlar benim muhteşem dehamı anlamaya çalışırken de çekiyorum not defterimi önüme, veriyorum kendimi resime. her çizgim bir şaheser, her figürüm adeta bir picasso çatlatan! başka neye el atsam diyorum, aklıma müzik geliyor. fazıl say'a rakip olurum da twitter'da adamı zeka fışkıran cümlelerimle bozmak zorunda kalırım diye bulaşmıyorum. medyatikliğe hiç gelemem!

bazen de gerçeklere dönüyorum.

o gerçeklerden biri, her ne kadar ismimin altına "skimsonik projeler müdürü" yazmış olsam da pek yetenek fakiri olmadığım yönünde.

ajansa aldığım kıytırık oyun hamuru bir iki mıncırmadan sonra elimde dağılmaya ve bir türlü şekil almamaya başlayınca ilişkimizi ahtapot ve balık gibi minör karakterlerle sınırlandırdım. bu arada jovi diye bir oyun hamuruyla tanıştım. yumuşak, elleri vıcık vıcık etmeyen bir şey. bu akşam biraz zaman bulunca onu şekillendirmeye başladım ve ilk figür denememi yaptım. ortaya aşağıda bulunan 8 cm. boyundaki tip çıktı.




aslında minik kulaklar yapmanın meşakkatli olduğunu fark edene kadar bunun bir kadın olacağından benim de haberim yoktu. böyle mıncık ağızlı, sert bakışlı bir şey olmasını da beklemiyordum ama parmaklarım öyle uygun görmüş. hem önemli olan sağlıklı olması, gerisi teferruat. herkes güzellik kraliçesi olacak değil ya canım... bu da büyüyünce varoluşçu akademisyen falan olur, kaknem görünümünü karizmasıyla dengeler. (tipe baktıkça, iyice kendime benzetiyorum. dehşet verici. resmen sinirlenip karşımdakini ciddiyetle dinlerken takındığım tavır. rezalet.)

bunun dışında da az çok ilk paragrafta yazdığım gibi durumlar. tabi onların gerçekçi olanları. öyle deha veya üstün yetenek sayılabilecek bir şey yok ortada ama ortalamanın üstünde gibiyim bu aralar. en azından bu düzeyin altına düşmeyeyim işalla yareppim dinimiz amin demekteyim. daha iyiye gidersem ne ala. ama cidden, lütfen bunun altına düşmeyeyim, sonra kendimi geri zekalı gibi hissediyorum.

şimdi gayet iyiyim. (cüccük, tok tok tok!) bir de konu bulsam, gaipten sesler'e hikaye yazsam diyorum. çok ihmal ettik yine orayı. (kendime söylüyorum ama sen de anla aslı.)

* başlık oğullar ve rencide ruhlar'dan bir bölüm adı. okuyun onu, çok güzel kitap.

3 yorum:

Cagdas dedi ki...

Belli belirsiz bir esinti bana bunun Ayn Rand olduğunu söyledi. Ürperdim.

İnci Vardar dedi ki...

ürpermeyiniz, ayn rand bundan birazcık daha çirkin. :)

Cagdas dedi ki...

Ah, aynalara yeterince aşina olduğum söylenebilir :) Ürpertinin nedeni, kaynağı.