29 Mart 2011 Salı

kadın olmak zor

söz konusu sorun ölüm olmadığı sürece genellikle bir çözüm bulmak mümkün oluyor. elbette çözüm gerçekten aranıyorsa. bazı durumlarda da insanların şımarıklığı tutuyor, gerçekte sorun olmaması gereken bir şey müthiş tepkilere neden oluyor.

ama bu benim görüşüm elbette. nedense insanoğlu başkasının işine karışmaya çok meraklı. misal kadın, göğsünü açsa birileri rencide oluyor, başını örtse başka birileri. neden?

türban türkiye'de kaç yıldır sorun? açıkçası kesin bir şey söyleyemeyeceğim, üstü örtülecek bir durum olduğunda hortlatılıyor bildiğim kadarıyla. o hortlama dönemlerinde de öyle bir olay haline getiriliyor ki, birileri bok yoluna gidiyor. bir doktoru türbanını çıkarmadığı için görevden almışlar mesela. oysa mantıklı olan, insanın çalışmadığı veya işe yönelik sorun çıkardığı için görevden alınmasıdır, değil mi? böylesi ayıptır efendiler, kendinize gelin! bu kadın "ben erkek hastaya bakmam, dini görüşlerime ters" demiyorsa, işini gerektiği gibi yapıyorsa, tavrınız yanlıştır.

bir ara bir video izlemiştim, çağdaş türk kadını sokak röportajında türbanı eleştiriyordu. rastalı bir kadındı, sanatla ilgili bir eğitim veriyordu yanlış hatırlamıyorsam. türbanın bakış açısını da kısıtladığını savunuyordu. örnek olarak ısrarla "çarşaflı birini çizemezsin ki, ne tarafından baksan aynı şeyi görürsün" diyordu. salak mıydı, neydi? nedense türbanlı veya çarşaflı birinin çizim yapabileceğini aklı almıyordu. kaldı ki, istemiyorsa yapmayıversindi, insanlık ne kaybederdi? memlekette başka sanatçı mı kalmamıştı? diyordu ki, "insanın giyimi dini görüşünü yansıtmasın. bakın bana, hangi dine inandığımı söyleyebilir misiniz?" kimse buna "iyi de ablacım, bize ne senin dininden, istersen church of google müridi ol" demiyordu. belki de insanların rastafarian'lardan haberi olsaydı, "saçlarınıza bakıp söyleyebiliriz" derlerdi. kız bunu inkar eder, saçının sadece güzel bulduğu için rasta olduğunu söylerdi. ne de olsa çalıştığı yere girerken kimse saçlarına laf etmiyordu. onun saçlarına şekil vermesi özgürlüktü ama başkasının saçını örtmesi gericilikti.

ben böyle insanlara ağız dolusu "sana ne lan yarraaaam" demek istiyorum. kendinle ilgilen ve başkasının yaşamına karışma. çok mu zor? aslında zor bir yerde. nihayetinde ben de burada yazıp görüş bildiriyorum, yukarıda bahsettiğim embesil kızımız ve gibilere fikrimi empoze etmeye çalışıyorum. ağzım torba değil çünkü. ama sen susarsan, ben susarsam, özgürlük kavramı "türban takmayan özgürdür" gibi bir şeye indirgenecek.

bunun yerine izin versen de türbanlı kızımız üniversiteye özgürce girse, eğitimini alsa, işini yapsa. böylece badem bıyıklılar onun üzerinden siyaset yapamasa, kendi hakkını kendi savunsa. birileri artık "velev ki siyasal simge olsun" diye konuşamasa. hepimiz iki tel saçın gerçek bir sorun olmadığını görüp rahatlasak.

konu kadından açılmışken bir haberden daha kısacık bahsedeyim; biyolojik farklarımız nedeniyle intihar nedenlerimiz eften püften oluyormuş. ilahi zonguldak emniyet müdürü... ölüm kalım meselesinden bahsediyorsun be müdürüm. ilgi çekeceğim diye giriştiğin intiharda planın biraz aksasa, misal "hapı yutuyorum ama yarım saat sonra çocuklar okuldan dönecek, kesin bulurlar, ben de ayılınca meramımı anlatırım" derken çocukların sinemaya gideceği tutsa mortingen. sakat işler bunlar, dikkat çekme isteğinden bir gıdım fazlasını gerektiriyor. intihara yönlendiren sorun herkes için sorun. bazı erkekler asgari ücretle 8 kişiye bakmak zorunda olduğu için bunalıma girerken, bazı kadınlar da bunalımdaki kocalarından ölümüne dayak yedikleri için intihar etmeyi düşünmezler mi? karışık işler bunlar, öyle kolay yorum yapılmaz. depresyona girip intiharı düşünmeyen, denemeyen, umutsuzluğun dibine vurmayan insanın konuşması böyle yüzeysel kalır.

bana kalırsa, sayın müdürün söyledikleri pek kayda değer şeyler değil. ama haber "çok tartışılacak" demiş, mutlaka tartıştırırlar. aman ben kusur kalmayayım, aman içimde söylenmemiş söz kalmasın dedim, rahat ettim.

gözlerinizden öpülüp yanaklarınızdan mıncırılıyorsunuz sayın okur, haberiniz olsun.

14 yorum:

mekanmakara dedi ki...

leziz bi yazı olmuş. Türban konusun da çözüm üretmek yerine sorun çıkartmaya çalışan bir siyasal yapımız olduğu için çözülmez.

serap dedi ki...

içim yana yana okuyorum sizi, bir kitaba başlar gibi başladım hatta 2007den

İnci Vardar dedi ki...

mekanmakara, öncelikle teşekkür ederim, sonralıkla da kesinlikle katılıyorum. sırf türban konusunda da sorun çıkarmıyorlar ki. neye el atılsa bir yerden patlıyor anasını satayım.

serap, ağlarım. teşekkür de ederim. umarım diğer yazılardan da böyle memnun kalırsın.

Adsız dedi ki...

ama böyle ağzını bozarak engin ardıçvari yazılarınla kim akıllı düşüncelerini ciddiye alır?Embesil dediklerinden ne farkın var anlat o zaman.Görsel iletişim araçlarını kullanıp da bu tür ağzı bozuk yazılar sizi rahatsız etmiyor mu?Halbuki ne kadar mantıklı anlatmışsınız.Ama iki cümleniz var ki ürkütüyor beni bu tarz yazılar.

İnci Vardar dedi ki...

hak vermiyor değilim, çok daha ciddi ve kurallı bir yazı olabilirdi. ama gazeteye yazmıyorum ki bunları, kendi çöplüğümde ötüyorum sadece. bu yüzden dilime bir sınırlama getirmeye gerek duymuyorum.

embesil dediklerimden de çok farklı olmadığım bir gerçek, nihayetinde hepimiz kendi görüşümüzü savunuyoruz ve kendimize göre çok haklıyız. bazılarına mantıklı gelen şeyler kim bilir kimler için deli saçmasıdır muhakkak.

yazıların ağzı bozukluğu da beni pek rahatsız etmiyor, okurken de yazarken de. hatta bazıları argoyu, hatta küfrü o kadar güzel kullanıyor ki, yazının ayrı bir tadı oluyor. bazen keşke ben de böyle kullanabilsem diyorum. ama doğruya doğru, benim yazımda sırıtıyor küfürler.

yine de benzer bir mantığı paylaştığım insanların olması sevindirici. yorumun için teşekkür ederim adsız.

Evren dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş, güzelce okudum ben de.
Hem ara sıra ses etmek lazım, okursak okurluğumuzu bilelim değil mi? Sırf istatistik olarak kalmamak lazım.

Emrah dedi ki...

Emekçi kadınlar gününde yazdığınız yazınız güzeldi. Lakin takip edebildiğim kadarıyla faşizm ve türban üzerine gerçekten "zor" yazılar yazıyorsunuz...

İnci Vardar dedi ki...

evren, senin ismini ve baykuşunu gördükçe bir mutluluk peydahlanıyor bünyemde. sevdiceğin ismi, yakın bir arkadaşın baykuşu ve aklı başında yorumlardan herhalde. çok sağol. :)

emrah, beğenmene sevindim, yorumun için de teşekkür ederim. bu yazıları son zamanlarda zorlamaya başladım ben de. biraz panik yapmaya başladım sanırım. ama iyi oldu sanki. sürekli çiçekten böcekten bahsetmek nereye kadar?

Emrah dedi ki...

Kesinlikle çiçek böcekten daha iyi.
O zaman beraber zorlayalım birazda. Merak ettiğim nokta şurası: Yazında "türban takmayan özgürdür" gibi bir anlayışa indirgenecek diyorsun. Bu gerçekten böyle bir yola mı gidiyor yoksa bizim organizmalar bunu "ya takacaksın yada takacaksın"a doğrumu götürüyorlar. Rize'de bir belediye başkanını açıklaması vardı:İkinci eşlerinizi kürtlerden alın demişti bu soysuz. Sonra Hizbullahçıların serbest bırakılması, başka bir organizmanın "açık kadın perdesiz ev gibidir" demesi, başka birinin "fiş-piriz" benzetmesini kullanması.
Her ne kadar özgürlüğü istesekte özgür olmadığını ve bir tarafa çekileceğini bildiğimiz türban meselesi bugün gücü elinde bulunduran tarafından gericiliğe hizmet etmiş olmuyormu?

İnci Vardar dedi ki...

bana kalırsa inanç siyasete hiçbir zaman alet edilmemeli ve insanlar inançlarına göre muameleye tabi tutulmamalı. ama bu tamamen ütopik bir durum. yazının başında da demiştim ya, türban kendi başına bir sorun değil, badem bıyıklıların (kadınların bile değil!) kullandığı bir silah, nam-ı diğer "velev ki siyasal simge".

uçlardaki yorumlar çok tehlikeli geliyor bana. çok saçma bir örnek olduğu için yazayım; bir insana "ne?! anneni sevmiyor musun? sen onun parçasısın!" demek ne kadar yanlışsa, "ne?! bu modern çağda anne sevgisi mi kaldı? artık insanlar birer birey ve sadece kendi seçtiklerini severler!" demek de o kadar yanlış. bir taraf giderek güçlense bile hangisini savunacaksın ki?

giderek artan kötü örnekler nedeniyle toplumu düpedüz taraf olmaya zorlayan bir anlayış içindeyiz, hatta verdiğin örnekler geleceğin önizlemesi gibi geliyor bazen. millet çocuğunu ilkokula türbanlı göndermeye çalışıyor falan. manyakça. ama bunlar haddini aşan örnekler, erken atılmış adımlar. dolayısıyla azımsanamayacak bir kitle tarafından tepkiyle karşılanıyor. oysa iktidar yaşam tarzlarına yaptığı müdahalelerde çoğu zaman doğru oynuyor, fark etmişsindir (alkol konusu hariç). şu kurbağa ve kaynar su hikayesi mantığında çalışıyor.

bu aralar gerek haber, gerekse farklı videolar olarak "kadınlar açık saçık giyinerek erkekleri tahrik ediyor, bizim nefsimiz güçsüz, allah bizi böyle yaratmış" mantığı çok fazla göze sokuluyor. şimdi bu kadınlar için mi bir tehdit, yoksa erkekler için mi? tartışılır. ama korkutucu olan kısmı, insanların bu görüşe yavaş yavaş alışması ve içten içe kabullenmeye başlaması. asıl tehlike burada sanırım.

İnci Vardar dedi ki...

"geleceğin önizlemesi" kısmını açıklama gereği duydum. bunlar zaten gerçekleşmiş örnekler, farkındayım; sadece normalleşme süreci olarak "gelecek" demek istedim.

Emrah dedi ki...

çok da ayrı düşümüyormuşuz aslında.taraflaşma meselesine iyiki getirdin konuyu. bende okun ucunu biraz buna bükecektim.
Taraflaşmanın tam ortasındayız. bir tarafa çekilmek isteniyoruz siyasal gündemler ile. ayrı bir gündem yaratmak da hayli güç bir iş. kendi aramızda konuşuyoruz. bu da iyidir. savunmak gerekir. lakin türkiye türban,ergenekon vs. gibi gündemlerle çekilmek istenen tarafta gericilik ve faşizm var. toplumada yansıyor bu.20 sene sonra birine "ben laikim" dediğinizde size ilk soracakları soru "sen komünistmisin" olacak. yaşam alanımızın gitgide islamofaşizm tarafından kısıtlanması söz konusu. ileriki dönemde sadece türban meselesinin yada diğer sosyal durumların değil özlük haklarımızın da elimizden gideceğe benziyor. bu anlamda sadece "kitabi" bir duruşun yanında "ekonomik" bir duruşta söz konusu iktidar tarafından.
bu konu uzadıkça uzayacak gibi.
teşekkürler.

Adsız dedi ki...

hayır ileride ''ben laikim''dediğinizde size sorulacak olan soru şu olacak''sen ateist misin?''komünizm mazide kaldı cicim.
İnci vardar, bakıyorum sende doğru yolu bulmuşsun;politikadan yazınca bikbiklerin doldu taştı.Seni kurnaz yazar aday adayı!

Adsız dedi ki...

hayır ileride ''ben laikim''dediğinizde size sorulacak olan soru şu olacak''sen ateist misin?''komünizm mazide kaldı cicim.
İnci vardar, bakıyorum sende doğru yolu bulmuşsun;politikadan yazınca bikbiklerin doldu taştı.Seni kurnaz yazar aday adayı!